Yabancı Diller YüksekokuluGuneyKuzeySarıtepeEnglishYADYOK

 Boğaziçi Üniversitesi
HAZIRLIK OKULU’NDA ÖĞRENCİ OLMAK
BÜREM
Kitapçık Dizisi – 5
Eylül 2017

BÜREM

Öğrenci Rehberlik ve Psikolojik
Danışmanlık  Merkezi


YADYOK

Yabancı Diller Yüksek Okulu ve Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık
Lisans Programı bölüm akranı öğrencilerinin işbirliğiyle hazırlanmıştır.

Adres: B.Ü. Güney Yerleşke, Revir Üzeri, 34342 Bebek, İstanbul
Tel.: (0 212) 359 71 39
Faks: (0 212) 287 29 58
E-posta: buremboun.edu.tr
İnternet sitesi:   http://burem.boun.edu.tr

İçindekiler

Kısa süren büyük sevinç
Biraz rahat etmek isteği
Üniversite mi yoksa lise mi?
Özgüven sarsılması
Aile özlemi
Yeni bir ortam, yeni bir kent
Arkadaşlar
Yurtta ya da evde ortak yaşam
Bütçe sıkıntısı
Düzensiz (irregular) öğrencilik
Bölümden kopukluk
Hazırlık’ta sizi ne bekliyor

HAZIRLIK OKULU’NDA ÖĞRENCİ OLMAK

Üniversite eğitimi gençler için yaşamlarının hemen hemen her alanında önemli dönüşüm ve değişim demektir. Eğitimini tamamlayan genç, her açıdan gelişmiş;  sorumlu ve yetkin bir yetişkine dönüşmüş olur. Ancak bu dönüşüm kolay olmayabilir, aşılması azim ve ciddi çaba gerektiren pek çok zorlukla karşılaşabilirsiniz.

Bu kitapçık üniversite eğitimine Boğaziçi Üniversitesi’nde başlamak üzere kayıt olan Hazırlık Okulu öğrencilerine yeni ortamlarına uyum sağlamada ve karşılaşabilecekleri zorluklarla başa çıkmada destek olmak amacıyla hazırlanmıştır. Deneyimler göstermektedir ki burada sıralanan her yaşantı bütün öğrenciler için geçerli olmasa da öğrencilerin önemli bir bölümü için geçerlidir.  

Kısa süren büyük sevinç

Uzun bir eğitim yarışının ve zorlu bir yılın ardından Boğaziçi Üniversitesi’nde okumaya hak kazandığınızı öğrendiniz. Çok çalıştınız ama çabalarınızın karşılığını aldınız. Siz kendinizle, çevreniz sizinle gurur duyuyor olmalı. Kutlanması gereken bir başarı bu! Üniversitenin yerleşkelerini gezdiniz, manzaradan, çevredeki tarihi binalardan, insanların taşıdığını hissettiğiniz güven ve rahatlıktan etkilendiniz. Artık siz de buranın bir parçası olacaksınız...

Bu güzel duygularla kayıt için üniversiteye adım attığınız anda kendinizi bu yeni başlangıcın hem mutluluğu hem de kaygısını taşıyor bulabilirsiniz. Kendinizi şaşkın ve sorularla dolu hissedebilirsiniz: kaydımı nasıl yapacağım, hangi bina nerede, herkesin ağzındaki kısaltmalar ne anlama geliyor, nerede kalacağım, kafamdaki bir sürü sorunun yanıtını nasıl bulacağım? Bu kaygılı durum sorularınız yanıt buldukça yavaş yavaş durulacak olumluya doğru değişecektir.
Size öyle görünebilir ki sanki sizin dışınızdaki herkes ne yaptığını biliyor, ama öyle değildir. Herkes ilk girdiği ortamda bocalar, bazen şaşırır, bazen düşkırıklığına uğrar. İlk yapmanız gereken kendinize zaman tanıyıp anlayış göstermektir. Alışmak, buranın parçası olmak bir süreçtir, zaman alacaktır.


Biraz rahat etmek isteği

Belki de farkındalığına ancak karşı karşıya kaldığınızda vardığınız ilk yeni durum, İngilizce yeterliğinizin sınanıyor olmasıdır. Kendinizi İngilizce düzeyinize bağlı olarak şu gibi konumlarda bulabilirsiniz:

İngilizce yeterliğiniz sınavı geçecek kadar yüksekse, ancak “üniversiteye gelmek için çok çalıştım, bu yıl bölüme başlamayıp Hazırlık’ta biraz dinleneyim” düşüncesiyle İngilizce Yeterlik Sınavı’nda bile bile kalırsanız yaşamınızın önemli bir döneminden verim alamamış ve hem ailenizin hem de okulun kaynaklarını boşa harcamış olursunuz.
İngilizce yeterliğiniz sınavı geçecek kadar yüksek olmasa da ileri düzeydeyse, ancak “rahat bir dönem geçireyim” diye düzey belirleme sınavında bilerek düşük başarı gösterirseniz, İngilizce eğitiminden yarar görebileceğiniz halde size kolay gelen derslere girmekten sıkılır, sınıftan kopar, düzeyinizi ilerletme şansını kaçırır ve kısıtlı kaynakları boşa harcamış olursunuz.

İngilizce yeterlik düzeyiniz ileri ya da ortaysa ve “nasılsa geçerim” düşüncesiyle derslere sarılmazsanız sizden geride başlamış ancak düzenli çalışarak ilerlemişlerin ardına düşerek İngilizcenizi ilerletememiş ve hatta yeterlik sınavında başarılı olmayı riske atmış olursunuz.

İngilizce yeterlik düzeyiniz başlangıç ise ve bundan dolayı canınız sıkılıp “nasılsa geçemem” diye derslere sarılmazsanız çaba göstermiş olsanız başarabileceğiniz sınav(lar)ı kaçırmış, size sunulan öğrenme fırsatını kullanmamış olursunuz.

İngilizce düzeyiniz ne olursa olsun, geçersiz varsayımlara dayanarak üniversite yaşamına ilk adımı yanlış atmayın. Sınavlarda gerçek düzeyinizi gösterin, derslerde elinizden gelenin en iyisini yapın. Daha fazla ilerleme şansınız olacaktır.

Elinizden geleni yapmış da olsanız bazen sınav gerçek İngilizce düzeyinizi göstermeyebilir, kendinizi sınıfın ilerisinde ya da gerisinde bulabilirsiniz. Bu durumda genellikle 2-3 hafta içinde öğretmeninizle görüşüp sınıf düzeyinizi değiştirerek eğitimden daha iyi yararlanmanızı sağlamaya çalışmak gerekir.

Hazırlık Okulu, pek çok öğrencinin sandığının tersine yoğun bir programdır ve onu yeterince ciddiyetle izlemeyen İngilizcesi ileri düzeydeki öğrenci bile yeterlik sınavında başarısız olabilir. Bu zorluk kaygıya ya da paniğe kapılmakla değil, sistemli ve düzenli çalışmayı elden bırakmamakla aşılır.

Üniversite mi yoksa lise mi?

LYS’ye hazırlanırken öyle çok enerji harcamıştınız ki şimdiye kadar ertelediklerinizi yaşamak istiyor, üniversite buna uygundur diye düşünüyordunuz. Belki beklediğiniz esneklikle bir ölçüde karşılaşacak ve kendinize daha fazla zaman ayırabileceksiniz ama yeni beklentilere uymak koşuluyla.

Öğrencilerin önemli bir bölümünün üniversiteyle ilgili geçerli olmayan beklentileri vardır. Derslere devamın ve günü gününe ödev yapmanın gerekli olmadığı, notların pek bir anlam ifade etmediği, zamanın özgürce geçirilebileceği, parti ve eğlenceler içinde bir yaşam olacağı gibi.

Evet, üniversite liseden farklıdır, ama daha kolay değildir. Tersine burada kendi öğrenme sorumluluğunu kendinizin aldığı varsayılır, sıkı, disiplinli bir tempo beklenir ve yeterince çalışmadığınızda uyarılmak ya da korunmak yerine sonuçlarına siz katlanmak durumunda kalabilirsiniz.


Birçok öğrencinin üniversitedeki eğitime uymadaki en önemli güçlüğü önceki öğrenim yaşamında edilgin olmanın verdiği alışkanlıkla kendisine birşey öğretilip denetlenmeyi beklemektir. Oysa başarılı olmak için öğrenme sorumluluğunuzu üstlenmeniz ve etkin olmanız gerekir.

Öğrenci olarak hak ve sorumluluklarınız olduğunu unutmayın. Birçoğu öğrenci elkitabında yazılı olan akademik kuralları öğrenin. Akademik danışmanınıza, öğretim elemanlarına, onların yardımcıları olan araştırma görevlilerine ve diğer üniversite personeline soru sormaktan çekinmeyin. Bir sorunuz ya da sorununuz olduğunda mutlaka yetkili kimselerle bağlantı kurun.



Özgüven sarsılması

Daha önceki öğrenim yaşamınızda büyük olasılıkla okuldaki en başarılı öğrencilerdendiniz, fakat Boğaziçi’ne gelen her öğrencinin başarılı olduğunu, önceki sıralamanızın burada yeniden yapıldığını unutmayın. Boğaziçi’nde önceki yüksek konumunuzu yitirebilirsiniz çünkü artık çevrenizdeki diğer öğrenciler de sizin kadar, hatta bazıları sizden daha başarılı ve azimli olabilir.   İyinin daha iyisi olmak kolay değildir. Öncülüğü eskisi kadar rahatlıkla elde edememekle bir özgüven kaybı yaşayabilir, kendinizi eskisi kadar değerli hissetmeyebilir, eksiklerinizin farkına varabilir, eski güvenli konumunuzu özleyebilirsiniz. Birçok öğrenci alışık olmadığı bu ortamı bireyci, rekabetçi ve acımasız olarak algılar, bazıları çözümü savunmaya geçip dışta kalmakta bulur, kimi giderek yabancılaşır ve kopar. Oysa her aşamada ilerleme şansınız vardır. Yeni ortamda düzenli çalışarak kendi konumunuzu belirleyebilirsiniz

Unutmayın, yeni bir ortamda konum edinmek zaman alır. Arkadaş edindikçe en büyük desteği birbirinize vereceksiniz. Dışta kalmak yerine elinizden gelenin en iyisini yaparsanız çevrenizdeki parlak öğrencilerin kattığı ivmeyle ne denli hızla geliştiğinize kendiniz de şaşırabilirsiniz.

Aile özlemi

İstanbul dışından geliyorsanız ve daha önce ailenizden ayrılmadıysanız sizi bazı ek zorluklar bekliyor olabilir. Üzerinize titrenilen ve pek çok şeyinizin sizin adınıza hazır edildiği aile ortamından çıkıp yurtta ya da evde yalnız ya da başkalarıyla birlikte yaşamaya başlamak hiç kolay olmayabilir. Yemekten, giyinmeye, bütçeden temizliğe tüm gereksinimlerinizi kendi kendinize karşılamak, kendi ayaklarınızın üzerinde durmayı öğrenmek durumundasınız.
İlk başlarda ailenizi o kadar özleyebilirsiniz ki her fırsatta eve gitmek ister ve belki herşeyi bırakıp geri dönmek isteyebilirsiniz. Ancak Boğaziçi mezunu olarak eve dönmenin size kazandıracaklarını düşünün. Bilin ki yeni ortamınıza alıştıkça burası da eviniz haline dönüşecek, başlangıçta sizi zorlayan işler size yeni yeterlikler kazandıracak ve ailenizle aranızdaki bu göreceli ayrılık size ileride özleyebileceğiniz bir bağımsızlık duygusu tattırabilecektir.


Yeni bir ortam, yeni bir kent

Üniversite aynı kentte yaşayan bir öğrenci için bile yepyeni bir ortam, yeni beklentiler ve yeni bir yaşam tarzı demektir. Ama eğer başka bir kentten, kasaba ya da köyden geliyorsanız, aynı zamanda çevre kültürüne alışmanız gerekir.
Boğaziçi Üniversitesi hakkındaki geçerli olmayan varsayımlardan biri, öğrencilerinin çoğunun İstanbullu ve yabancı özel okul mezunu olduğudur. Oysa öğrencilerimizin çok azı bu özelliktedir ve önemli bir bölümü Anadolu’nun çeşitli köşelerinden gelmektedirler. Dolayısıyla büyük çoğunluk ilk yıllarda ciddi bir uyum süreci geçirmektedir.

İstanbul dışından gelen birçok öğrenci İstanbul hakkında önyargı taşıyabilmekte, buradaki yaşamdan ürkerek kendilerini dış dünyaya kapatabilmektedir. Oysa üniversite yaşamının sunduğu en önemli kazanımlardan biri kültürel etkileşimdir. İyiyi kötüden ayırma becerinize güvenin, önyargıları bir yana bırakıp önce gözlemci olmaya, çevreyi tanıyıp kültürü anlamaya çalışın. Bunun için İstanbul’u gezin, onu yavaş yavaş keşfin tadına varmaya çalışın.  Üniversitenin olanaklarından (spor, kütüphane, bilgisayar merkezi, yazma merkezi, dinleme laboratuvarı, film merkezi, dinletiler, öğrenci kulüpleri, konferanslar, vb.) yararlanın. Çevredeki (sinema, tiyatro, konser, müze, sergi vb.) kültürel etkinliklere zaman ayırın ve bütçeniz elverdiğince katılmaya çalışın.

Hazırlık öğrencisi iken İngilizce olarak düzenlenen akademik, kültürel ve sosyal etkinliklere katılmaya çalışın. Keyif aldığınız konu ve bağlamlarda İngilizce öğrenmek kolaylaşır, derslerde öğrendiklerinizi zenginleştirmiş olursunuz. İlgilendiğiniz alanda internet üzerinden İngilizce ders almanın olanaklarını araştırın, bu dersler programınıza aktarılamasa da en azından terminolojinizi geliştirmiş olursunuz.

İstanbul’da kaldığı yer üniversiteye epeyce uzak olan öğrenciler için üniversiteye erişmek sabah ve akşam uzun yolculuklar gerektirecektir. Özellikle yakındaki bir liseye gitmişseniz bu sizin için yeni ve yıldırıcı bir durumdur. Büyük kentin bu önemli trafik sorununu yanınızda kolay okunacak (örneğin, yeni sözcük listesi ya da kartları, kısa öyküler, vb.) kaynaklar taşımakla bir ölçüde hafifletir ve okuma alışkanlığınızı geliştirebilirsiniz.

Başlangıçta öğrenciler üniversite içindeyken kendilerini ortama yabancı hissederler, Boğaziçili olduklarının ayrımına ve keyfine ise ancak üniversite dışındayken varırlar. Üniversitenin hem içinde hem de dışında ona olan aidiyet hissiniz ise bazen ancak mezuniyete doğru gelişir. Bir an önce mezun olmaya çalıştığınız üniversiteye geri gelip bir üst düzeyde öğrenim görmeye çalışabilir ya da ziyaret için fırsat kollar ve içindeyken rahat bir kültürel soluk alırsınız.

 


Arkadaşlar

Ailenizden ayrı ya da eskisinden daha mesafeli olduğunuz, ancak henüz bölümdeki öğretim elemanlarına yakın olmadığınız bu yaşam diliminizde en büyük desteğiniz arkadaşlar olacaktır. İstanbul dışından geldiyseniz başlangıçta bir süre yalnızlık çekebilir ayrı kaldığınız eski arkadaşlarınızı özleyebilirsiniz. Yeni arkadaş edinmek zaman alabilir ama burada da arkadaşlarınız olacaktır, yeter ki çaba gösterin. Hazırlık Okulu’ndaki sınıflar bölümlere değil İngilizce düzeyine göre oluşturulduğundan size bölümlerarası arkadaşlık kurmada daha sonra zor bulunan bir fırsat sunulmuş olur.  

Bazı öğrenciler yalnız kalmamak adına, dışlanma kaygısıyla ya da kabul gördükleri bir gruba ait olabilmek üzere kendilerini zorlayarak pek de hoşlanmadıkları ilişkilere girebilmektedir. Bazen bu ilişkiler kişiyi başkalarını dışlayıcı bir alt-kültürü olan ve dışına çıkmanın çok zor olduğu gruplara yönlendirirler. Açılım ve gelişimizi kısıtlayıcı olabilen bu tür ilişkilerden uzak durun. Her “arkadaş” insana destek olmaz, bazı sözüm ona arkadaşlar sizi istemediğiniz şeyleri (giyim kuşamınızı, davranış ya da konuşmanızı onlara benzemek uğruna değiştirme, aşırı içki ya da sigara içme, madde kullanma, gece yaşamına kapılma, kendi dini inançlarını ya da ona dayalı ibadeti dayatma) yapmaya, zararınıza olabilecek kararlar almaya sürükleyebilir. Bu anlamdaki sizi siz olmaktan çıkaran “arkadaş” baskısına boyun eğmeyin, sizin yararınızı gözeten ve birlikte olmaktan hoşlandığınız kimselerle arkadaşlık kurun.

İstanbul’dansanız ve halen eski arkadaş çevrenizle birlikteyseniz yenilerini edinmeye pek çaba göstermek istemeyebilirsiniz. Oysa yeni bir çevrenin parçası olmak ancak o çevrede kurulacak ilişkilerle kolaylaşır. Üniversiteyle birlikte çevrenizin genişlemesine izin verin. Eskileri koruyarak yeni arkadaş edinmek en iyisidir.

Bazı öğrenciler eski çevreleriyle bağlantıyı bütünüyle koparıp yeni ortamı kendilerini yepyeni, olmak istedikleri bir birey olarak tanıtma fırsatı olarak görürler. Kişiler gerçekten bir değişim geçirdiyseler bu bir fırsat olabilir. Ancak ani dönüşümler çoğu kez geçici ve yapaydır. Bir süre sonra kişi gerçek kimliğine döner ve verdiği görüntüye uymaması yeni çevresini de yitirmesine yol açacağından, bütünüyle yalnız kalabilir. Değişimlerin yavaş olacağını bilin, farklı olmak adına kendinize yabancılaşmayın.

Yeni ilişkiler kurmada pek girişken değilseniz okuldaki etkinliklere katılmanın bu süreci kolaylaştırabileceğini bilin. Boğaziçi Üniversitesi’nde neredeyse herkesin ilgi alanına yakın pek çok konuda etkin çalışmalar yapan öğrenci kulübü vardır. Size uygun olanına katılın. Öğrenci kulüplerinin yanı sıra akademik ve sosyal açıdan öğrenciler lehine fark yaratmayı amaçlayan öğrenci temsilcilikleri vardır ki onlara katılımınız yalnız kendinize değil, diğer öğrencilere de yararlı olabilir. Sosyal ve kültürel etkinlikler size hem yaşıtlarınızla birlikte olmak için doğal ortamlar sunar, hem de toplumsal katılım ve katkı fırsatı vererek çok yönlü gelişiminizin önünü açabilirler.



Başlangıçta akademik ve sosyal yaşamı dengelemede bocalayabilirsiniz. Ancak istekli öğrencilerin büyük bölümü hem derslere düzenli çalışıp hem de sosyal yaşama zaman ayırabilmektedirler. Dolu bir yaşam insana zamanını daha iyi kullanmayı öğretir.

Yurtta ya da evde ortak yaşam

Ailesinden ayrı yaşayan öğrencilerin çoğunluğu özellikle ilk yıllarda yurtta, bir kısmı ise ortak tuttukları evde arkadaşlarla birlikte yaşarlar. Daha önce böyle bir deneyimi olmamış öğrenciler için arkadaşlarla ortak yaşam önemli bir değişimdir.

Boğaziçi yurtlarında kalmanın önemli avantajları vardır. Öncelikle üniversiteye uyumu hızlandırırlar. Yerleşke içindeki yurtlar yürüme mesafesinde üniversiteye erişim sağlar. Ana yerleşkeden uzak ancak toplu taşımanın düzenlendiği Kilyos, Sarıtepe Yerleşkesi yurtları ise özellikle Hazırlık öğrencilerine fiziksel olanakları daha elverişli bir mekânda kentin gürültü, kirlilik ve kalabalığından uzak, doğal bir ortam sunar. Hazırlık öğrencilerinin birlikte kalmaları kaynaşıp dayanışmalarını kolaylaştırır.

Aileden ayrı yaşamak bağımsız yaşamaya henüz alışmamış olan birçok öğrenci için zorlayıcı olabilir. Kişi farketmeden kendini kötü beslenir (beslemeyen yiyeceklerle doyma, kötü beslenmeyle kilo alınca zararlı diyetlere girme), düzensiz uyur, özgürlük adına ya da sıkıntılardan kaçmak için içki, sigara ya da madde kullanmaya başlamış bulabilir. Bedeninizin biricik olduğunu, ona vereceğiniz zararların gençliğinizden dolayı olumsuz etkisini hemen görmeseniz de kalıcı olabileceğini unutmayın. Öz bakımınız için bilinçli seçimler yapın, iyi alışkanlıklar edinin. Sık ev ziyaretleri bu açılardan uyarıcı olur.

Ayrı kültür, değer, inanç, alışkanlık, zevk ve seçimlere sahip kimselerin aynı ve çoğu kez küçük bir mekânı paylaşmaları hiç de kolay değildir. Bazen insan yalnız kalmak ister ve pek boş kalmayan bir mekânda bunu gerçekleştirememekten bunalır. Güzel zamanların ve eğlencenin paylaşılması kolaydır ama sıkıntıları paylaşmak, istenmeyen işleri bölüşmek, çatışmayla yüzleşip çözmek zor olabilir.  Ortak yaşam insanı olgunlaştırıcıdır. Herkesin kabul edebileceği ortak kurallar, karşılıklı anlayış ve esneklik geliştirilmesini, yani uzlaşmayı gerektirir. Çelişkileri biriktirmeden çözmek daha kolaydır. Uyumlu bir ortak yaşamın anahtarı kendini olumlu bir dille ifade etmektir.

Bütçe sıkıntısı

Varlıklı ailelerden gelen bir azınlık dışında çoğu kişi için üniversite kısıtlı parayla geçinilen bir dönemdir. Dar gelirli aileden gelen gençler için ana-babalarından harçlık istemek güçleşir. Özellikle ailesinden ayrı yaşayan öğrenciler sıkı bir gelir gider hesabı ile ayın sonunu getirmeye çalışırlar.

Boğaziçi Üniversitesi hakkındaki bir yanlış varsayım da buradaki öğrencilerin varlıklı ailelerden geldiğidir. Oysa ailelerin çoğunluğu orta gelirlidir. Birçok öğrenci ders vererek harçlığını çıkarmakta, önemli bir bölümü burs alarak ya da kısmen çalışarak okuyabilmektedir.


Maddi yetersizliği olan öğrencilerin çekinmeden Burs Ofisi’ne başvurmaları önerilir. Kaynaklar her başvuranı karşılayacak kadar geniş olmadığından bursa hak kazanamamışsanız umutsuzluğa kapılmayın, yarı zamanlı iş olanakları için Mezunlar Derneği’ni arayabilir, çevredeki ufak iş olanaklarını araştırabilirsiniz.

Derslerinize engel olacak hale gelmedikçe çalışmak size yalnızca maddi özerklik değil, önemli yetkinlikler ve özgüven kazandırır. Ancak bağımsız bütçenin verdiği özgürlüğe kapılıp derslerinizi ihmal etme riskinden de kaçının, zaten yaşamınızın geri kalan bölümünde çalışıyor olacağınız bilinciyle öğrenciliğinize öncelik verin. Aksi halde ders başarınızı hatta mezuniyetinizi riske atmış olabilirsiniz. Eğitiminize verdiğiniz önemi hiçbirşeyle değiştirmeyin. Diploma olmadan zengin ve başarılı olan Bill Gates gibi kimseler yalnızca bir istisnadır, çok daha geçerli olan gerçek, eğitimin yaşam niteliğini artırıyor olmasıdır.

Düzensiz (irregular) öğrencilik

Hazırlık’taki ilk dönemden sonra İngilizce yeterlik sınavını geçebilecek duruma gelmiş bazı öğrenciler hemen bölümlerine mi geçecekleri yoksa bunu bir sonraki akademik yılın başına mı erteleyecekleri konusunda bir bocalama yaşayabilirler.


Bölümlerdeki akademik programlar bir yıl için düzenlemiş olduğu, her dönem her ders açılamadığı ve ilk dönemdeki bazı dersler ikinci dönemdekilerin ön koşulu olabildiği için, programa ikinci dönemde başlayan öğrenciler düzensiz (irregular) öğrenci olarak adlandırılır.

Akademik yıl ortasında programa başlamanın güçlükleri genellikle abartıldığından birçok Hazırlık öğrencisi düzensiz öğrenci olmaktan kaçınmak için İngilizce yeterlik sınavında başarı göstermeye çalışmak yerine zamanlarını boşa harcamayı seçmektedir.

Karar verme aşamasında olan öğrencilerin kulaktan dolma bilgilerle davranmaları yerine bölümlerindeki Hazırlık ya da birinci sınıf danışmanlarıyla görüşmeleri önerilir. Düzensiz öğrencilik olumsuz değil, olumlu bir başlangıç sağlayabilir. Birçok bölüm ön koşul olan birinci dönem derslerini ikinci dönemde de açabilmektedir. Ayrıca, ilk yıl programlarının birçoğunda ardıl bölüm derslerinden daha fazla sayıda bölüm dışı zorunlu dersler vardır. Öğrenciler bu dersleri ya da seçmeli dersleri alarak bir sonraki yılın olağan ders yükünü hafifletebilirler. Hatta Yaz Okulu’nda ders alıp ilk yıl programlarının bir bölümünü tamamlayarak zaman kazanabilirler.

Farklı seçmeli dersleri alma ya da bazı dersleri tekrarlama durumunda kalma gibi nedenlerle birçok bölüm öğrencisi programlarının bir aşamasında düzensiz konumda olmakta ama sonraki fırsatları değerlendirerek düzenli hale dönmektedir. Demek ki düzensiz öğrencilik az rastlanılan bir durum değildir.

Yukarıdaki açılardan bakıldığında, düzensiz öğrenci olmak sanıldığı kadar zor atlatılan bir deneyim değildir. Anlatılanlara kulak kabartın ama herkesin öğrenim yaşantısının kendine özgü özellikler tarafından belirlendiğini unutmayın. Başkasının yaşantısı size uymayabilir. Anlamlı olan üniversitedeki öğreniminizi kolay olsun diye gereksiz yere uzatmak değil, onu en verimli şekilde, yani en çok şey öğrenerek değerlendirmektir.


Bölümden kopukluk

Hazırlık Okulu’ndaki öğrencilerin en başta gelen yakınmalarında biri, bölümleriyle ilişkide olmadıklarından kendilerini üniversite yaşamından kopuk hissetmek ya da bir tür aidiyet eksikliği çekmektir. Bu kopukluk girişim göstererek çözülebilir.

Yerleşke yaşamına ve öğrenci etkinliklerine katılmada Hazırlık öğrencisinin tek engeli acemiliğidir ki bu sorun zamanla ve ilgi alanına göre seçilen etkinliklere katılmakla ortadan kalkar.

Bölümle ilişki kurmak için de girişim gerekir. Çok sayıda bölüm öğrencisiyle oldukça yoğun olan bölümlerin Hazırlık’taki öğrencileri için etkinliklerde bulunması, bu etkinliklerin gelişip yaygınlaşması büyük ölçüde sizlerden gelecek ilgi ve isteğe bağlıdır.

Bölümlerin birçoğu Hazırlık’taki öğrencilerine bölümlerini tanıtan etkinlikler (oryantasyon ya da yönelim programı) düzenlemektedirler. Birçok bölümde Hazırlık danışmanlığı (bölümdeki bir öğretim elemanının Hazırlık’taki bölüm öğrencilerine bölümle ilgili akademik danışmanlığı) uygulaması vardır ancak Hazırlık öğrencileri yeterince istek ve katılım göstermediklerinden fazla etkin olamayabilmektedir. Bir iki bölümde ise bölüm akranlığı (orta ya da ileri sınıftaki bölüm öğrencilerinin Hazırlık öğrencilerine bölümü tanıma ve bölüme geçiş sürecinde desteği) uygulaması vardır. Bunlardan haberdar olabilmek için bölümlerinizden ya da Öğrenci İşleri Dekanlığından size gelebilecek e-posta ileti ve davetlerini izleyin ve gönderilen davetlere katılım gösterin.

Üniversiteyle ve bölümlerle ilgili birçok bilgiye, hatta ders içeriklerine üniversitenin ve bölümlerin internet sayfalarından erişmek olasıdır. Üniversitenin ve bölümlerin düzenlediği genel katılıma açık pek çok etkinlik ya da bir fikir sahibi olmak amacıyla sorumlu öğretim elemanının izniyle izleyebileceğiniz birkaç ders size girmek üzere olduğunuz ortamlarla ilgili fikir verecektir. Öğrenim göreceğiniz alanla ilgili makaleler okuyup hem sözcük dağarcığınızı genişletmeniz, hem de bölüme hazırlanmanız olasıdır.    

Yanlış bölümde olduğunu düşünenler geçersiz yaygın inançlarla umutsuzluğa kapılmadan önce bölümlerini iyi tanımaya çalışmalıdır. Bölümler arası geçiş yaygın bir uygulama değildir, ancak ilk yılın sonunda ortalama üzerinde başarı göstermiş öğrenciler için bir olasılıktır. Başarılı öğrenciler farklı ilgi alanlarını bazı bölümler arası kurulmuş olan çift ana dal programlarıyla da karşılayabilirler.



Hazırlık’ta sizi ne bekliyor?

Hazırlık Okulu’na yalnızca İngilizce öğrenime hazırlık değil, üniversite öğrencisi olmaya hazırlık olarak yaklaşmakta yarar vardır. Nitekim yalnızca İngilizce odağı ve bir iki öğretmenle çalışmak, tek sınıf düzeni ve derslerin tüm günü almaması size üniversitenin parçası olmak için de süre tanır.

Derslere başladığınızda, özellikle başlangıç ve orta-öncesi düzeylerinden birinde öğrenciyseniz, hemen sıkı bir çalışma temposu içine girmeniz, günlük tekrarlar yapmanız gerekir. İlk haftalarda konuları bildiğinizi ve tekrara gerek olmadığını düşünebilirsiniz. Ancak konular hızla ilerler ve önceki bilgileriniz size ancak bir kaç hafta yetebilir. Bu arada, bilgi boşluklarının da doldurulması gerekir.

İngilizce yeterlik sınavı üniversite sınavı gibi değildir, önceki sınav örneklerini alıp çözerek bu sınava hazırlanamazsınız. “Sınav öncesi bir kaç saat göz atarım” ya da “son ay dişimi sıkar, sınavı geçerim”  gibi geçersiz düşüncelerden uzak durmalısınız. Dil eğitimi düzenli çalışmayı gerektirir. Temelinizin iyi olması önemlidir, çünkü sonraki bilgiler bu temelin üzerine oturacaktır. Ancak düzenli çalışmayıp sınavdan kısa bir süre önce hazırlanmaya başlarsanız konuları öğrenmemiş, yalnızca kısa süreli hafızanıza alıp, bir süre için ezberlemiş olursunuz. Tekrar edilmeyen yazım bilgisi ve sözcük dağarcığı uzun süreli hafızaya geçmediğinden bir süre sonra unutulur. Ayrıca, dinleme, okuma becerilerinin öğrenilmesi ve gelişmesi alıştırma yapmaya dayanır. Bu da sınıf içindeki çalışmalara düzenli olarak katılarak ve sınıf dışında günlük yaşamınızda İngilizce kullanımına olabildiğince fazla zaman ayırmakla olabilir. Örneğin, her gün 20 dakika radyo dinleyin, 1 saat kitap okuyun, 20 dakika okuduğunuz ya da dinlediğiniz şeyle ilgili bir yazı yazın. Özellikle başlangıç düzeyindeki öğrenciler hergün en az 2 saat bu şekilde çalışmalıdır. İngilizce çalışırken hoşlandığınız etkinliklere (örneğin, İngilizce şarkı dinlemek, altyazısız film izlemek, kalem arkadaşıyla yazışmak) yer vererek onu eğlenceli kılmanız yararınıza olacaktır.

Tersi yolunda umut kırıcı söylentilere karşın başlangıç ve orta-öncesi düzeylerindeki öğrenciler disiplinli bir çalışma temposuyla bir yıl içerisinde bölüm derslerini izleyebilecek kadar İngilizce öğrenebilirler.

Dil öğrenirken ilk başlarda yalnızca bilgi alıp edilgen olduğunuz bir dönem geçirirsiniz. Edindiğiniz bilgilerin önce sindirilmesi gerekir, zamanla belli bir doygunluğa erişir ve etkinleşirsiniz. Bu nedenle,  hemen konuşamamak, hatalar yapmak, bocalamak beklenmesi gereken durumlardır. Bunun sizin zekânızla, diğer derslerde ne kadar başarılı olduğunuzla bir ilgisi yoktur. Gerçekçi olun, tek bir yılın sonunda mükemmel şekilde İngilizce konuşmayı bekleyerek ancak düşkırıklığına uğrarsınız. Dil öğrenmeyi Hazırlık’tan sonra da, İngilizce’yi kullandığınız süre boyunca sürdüreceksiniz.

Hazırlık’taki öğretime sınav odaklı değil de öğrenme amaçlı yaklaşmalısınız. İngilizce size yalnızca bu yıl değil, bütün eğitim ve iş yaşamınız boyunca gerekli olacaktır. Dolayısıyla, aslında amacınız yalnızca İngilizce yeterlik sınavını geçmek değil, İngilizce öğrenmek olduğunda daha başarılı olduğunuzu göreceksiniz.

 


Yabancı Diller Yüksek Okulu – Güney Kampus